Kıyamet kopmadan önce ay tutulması gerçekleşecektir. Ay tutulması gerçekleşip dolunay haline geldiği vakitten sonra ay ikiye bölünerek, görevini tamamlayacak, ayın ikiye bölünmesi, yıldızların yörüngelerini kaybederek, aya dolunay evresindeyken çarpmalarıyla, ayın ikiye bölünmesine neden olacaklardır.

Evrendeki tüm gökcisimleri, güneş, gezegenler ve yıldızlar yörüngelerini kaybetmelerinden dolayı, gökyüzünde büyük çarpışmalar meydana gelecek, çarpışan yıldızlar dengelerini kaybederek gökyüzünden yeryüzüne düşeceklerdir.

Ayrıca meteorların yeryüzüne doğru düşerken, herhangi bir engel ile karşılaşmayacak olması, dünya atmosfer tabakalarının koruyucu özelliğinin, kıyamet kopmasıyla sona ereceğini göstermektedir. Güneş ısı ve ışık kaynağı olmaktan çıkıp yıldızlara ısı ve ışık veremeyecek duruma gelecektir.

Evrenimizin yedi gökten (çoklu evrenden) ayrılmasından dolayı evrendeki tüm gezegenler, nebülözler, güneş sisteminin de bulunduğu Samanyolu üzerindeki tüm yıldızlar yörüngelerinden sapıp, çarpışmaları kaçınılmaz olacak ve gökyüzü büyük çarpışmalarla, patlamalarla meydana gelecektir.

10. Kıyametin Yeryüzü ile İlişkisi

"Yer dümdüz uzatıldığı zaman" (İnşikak Suresi, 84/3. ayet)

"İçinde olanları dışarı atarak boşaldığı zaman." (İnşikak Suresi, 84/4. ayet.)

"Yer, dehşetli bir sarsıntıyla sarsıldığı, içindekileri dışarı çıkarıp attığı ve nisan "Bu yere ne oluyor" dediği zaman." (Zil sal 99/1. 2. 3. ayetler)

"Ogün (Sur’a) ilk üfürüşte yerler şiddetle sarsılır." (Naziat Suresi, 79/6. ayet7)

"Bütün denizler birbirine karıştığı vakit." (İnfitar Suresi, 82/3. ayet)

"Yer şiddetli sarsıldığı zaman." (Vakı'a Suresi, 56/4. ayet)

"Dağlar (toz halinde) bir serpişle serpildiği zaman." (Vakı'a Suresi, 56/5. ayet)

"Artık her şey etrafa dağılıp toz duman haline geldiği zaman." (Vakı'a Suresi, 56/6. ayet)

"Dağlar da bir yürüdükçe daha da yürüyeceklerdir." (Tur Suresi, 52/10. ayet)

"Dağlar da atılmış renkli yün gibi olur." (Meariç Suresi, 70/9. ayet)

"Çünkü Sur’a ilk üfürdüğü zaman." (Hakka Suresi, 69/13. ayet)

"Yer ve dağlar kaldırılıp da bir vuruşla birbirlerine çarpıldığı zaman." (Hakka Suresi, 69/14. ayet)

"Dağları yürüteceğimiz ve yeri çırılçıplak bir çöl olacağı, kıyamet gününü düşün. ..." (El Keyf Suresi, 18/47. ayet)

Kıyametin büyük alametlerinden biri de, yeryüzünde meydana gelecek ardı sıra kesilmeyecek depremlerdir.

Kıyamete yakın zamanlarda, yeryüzü beşik gibi sallanarak, ardı ardına yüzlerce büyük şiddetli ve küçük şiddetli depremler meydana gelecektir.

Yeryüzünde kıyamete yakın zamanda oluşacak depremlerin nedeni güneşteki patlamaların, evrensel çekim kuvvetine doğru yaptığı enerji basıncının oluşturduğu baskıdır.

Yeryüzünde meydana gelecek depremler, dünyamızın denge yapısını değiştirerek, milyonlarca insanın ölümüne neden olup yeryüzünü yaşanmaz kılacaktır.

Bu olaylar kıyamete yakın olan zamanda cereyan edecek, kıyamet koptuktan zamanki olaylar farklıdır.

Üstelik yeryüzündeki temel yapı bozulduğundan, sönmüş volkanik dağların hemen hemen hepsi, patlayacak, içteki sıcak jel halinde bulunan magmayı dışarı fışkırtacaktır.

Kıyametin koptuğu an ise yeryüzünde bulunan yüksek heybetli dağlar, parçalanarak kum haline dönüşüp dağların yerini çöl alanları alacak, çok büyük şiddetle yani 9 şiddetinde depremler oluşarak, yeryüzü darmadağınık hale dönüşecektir.

Kıyamet meleği Hz. İsrafil yedi gök (çoklu evren) ile bizim evren arasındaki evrensel çekim kuvvetine doğru üfürdüğü (basınç) zaman yedi evrenin ilk katı olan maddi dünyamızın dengesini ve bağını kopararak, gökyüzünde bulunan milyonlarca yıldızın birbirine çarpıp, milyonlarca parçaya bölünüp dünyamıza doğru düşmesini sağlayacaktır (meteor).

Yeryüzüne düşecek milyonlarca meteor, yeryüzünde sallantılara ve büyük çukurların oluşmasına neden olacaktır.

Yeryüzündeki dağlar, yıldızların, yeryüzüne düşmesiyle çarpışıp parçalanarak toz duman haline gelecek ve dağların bulunduğu yerler çöllere dönüşecektir.

Ayrıca yeryüzünün 4/3'ünü kaplayan denizler ve okyanusların sınırları bozularak yeryüzünün her yerinin sularla kaplanmasını sağlayacak, yeryüzünün tüm dengesinin yitirilmesine sebep olacaktır.

Kıyamet (ilmi) çok geniş bir konudur.

Kıyamet sadece yeryüzüyle sınırlı olmayıp, gökyüzünü de içine alır.

Bu yüzden kıyamet konusunu işlerken, astronomi ve jeoloji bilimlerini de kullanarak açıklamak en doğrusudur.

Yedi gök ile bizim evren arasındaki bağlantıyı sağlayan evrensel çekim kuvvetinin dengesinin bozulması Hz. İsrafil tarafından olacağından, kıyamet saatinin bilinmesi bizler için imkânsızdır.

Kıyamet günü çok büyük bir gün ve gelişi de göz kırpması gibi çok ani olacağından o günün akıbeti çok şiddetlidir.

Yeryüzünde meydana gelecek depremler, dünyanın ekolojik ve jeolojik dengesini bozarak birbirini izleyen ve kontrol altına alınmayacak derecede şiddetli sarsıntılar oluşturarak yeryüzündeki tüm doğal kaynakların tahrip olmasını sağlayacaktır.

Kıyamet kopmadan önce yeryüzünde bu derece büyük depremlerin oluşum sebeplerinin birincisi, güneş yıldızının kendi bünyesindeki gazların sıkışmadan dolayı patlayarak oluşturduğu Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi'nin, dünyamıza doğru yol alıp, yeryüzünün alt katman tabakalarındaki litosfer ve dış manto sert kaya tabakalarını kırarak fay hatları oluşturması, ikinci sebebi ise güneş yıldızına en yakın gezegenlerden, Merkür ve Venüs gezegenlerinin kendi yörüngelerinden, Hz. İsrafil'in evrensel çekim kuvvetine üfürerek (basınç) dengeyi bozmasıyla, bu gezegenlerin yörüngelerinden saparak, depremleri ilk oluşturan etken olan kozmik enerji gücünün dünyaya direkt gelmesini sağlayarak depremleri meydana getirmesi olayıdır.

Evren içerisindeki tüm gökcisimlerinin yörünge konumlarını korumasını sağlayan ve konumlarının doğudan batıya doğru hareketle bağlayan güç, evrensel çekim kuvvetidir.

Evrensel çekim kuvveti olmasaydı, ne güneş, ne ay, ne gezegenler, ne de yıldızlar yörüngelerini koruyabilir, ne de devinimlerini sağlayabilirlerdi.

Allah (c.c.) Rad suresi, 2. ayette belirttiği gibi "Gökleri gördüğünüz gibi direksiz olarak yükselten Allah'tır."

Bu gücü yaratarak büyük kâinatın dengesini sağlamaktadır. Astronomi bir bilim olduğundan, kıyamet gerçekliğini bu bilim ile ilişkilendirebiliyoruz.

Fakat bir bilim olmayan astroloji ile kıyamet gerçeğini anlamaya çalışan bazı kişiler, kıyamet gerçekliğini çözemediklerinden dolayı, kâhinliğe başvuruyorlar.

Bu konuda da kısa bir açıklama yaptı. Astronomi sabit yıldızlar ve gezegenlerin hareketlerini inceleyen bilim dalıdır.

Astronomi, gözlenebilen hareketleri zorunlu olarak ortaya çıkan yıldızların seyirlerini ve gezegenlerin durumlarını geometrik prensiplerle incelerken astroloji, gezegen ve yıldızların hesaplarını geliştirdiği özel metotlarla inceleyen ve sembolik isimler altında yorumlar yapan bir kuramdır.

Astroloji, gökyüzündeki gezegenlere aşk, güç, para ve şans gibi sembolik isimler takıp, gökyüzündeki yıldız burçlarına, Koç, Boğa, Kova, Başak, İkizler, Yay, Terazi, Balık, Yengeç, Akrep, Aslan ve Oğlak gibi adlar takıp, gelecek hakkında yorumlar yaparak, yıldız name denilen kitaplarla kader hakkında bilgiler vermeye çalışır.

Astronomi bir bilim olmasına rağmen, astroloji bir bilim değildir. Astroloji tarihi eski çağlardan beri başlayıp gelişen çağlarda da yeni metotlar ile insanlara sunulmaya çalışılmıştır.

Astroloji, eski çağlarda kâhin diye adlandırılan büyücüler tarafından geleceği tayin etme ve geleceği önceden söyleme gibi olaylarla karşımıza çıkarken, günümüzde ise astrolojinin bilim olduğunu savunup bu işlerle uğraşan insanların sayısı azımsanmayacak kadar çoktur.

İslam tarihine baktığımız zaman astronomiye çok büyük katkıları olan, İbn Sina, İbn Rüşt ve Gazali gibi üstatlar, astrolojiyi bilim olarak kabul etmemişlerdir.

Astrolojiyle ilgilenen bazı çevreler, kıyametin 2012 ve 2014 yıllarında yeryüzüne düşecek olan meteorla başlayacağını eserlerinde belirtirler.

Bu tip çalışmalar, safsata ve spekülasyondan başka bir şey değildir. Kıyamet saatinin tek sahibi Allah (c.c.)tır. bir de numeroloji (sayılar bilim) ile uğraşan bazı çevreler, kur'an-ı kerim içerisinde kehanet ve şifre arayarak kendilerinin ürettiği kurgular ile kıyametin 2014 yılında kopacağından bahsederler, bu tip insanlar hem kendilerini, hem de bu konuda bilgi sahibi olmayan insanları yanıltmaktadırlar.

11. Kıyametin Diğer Büyük Alametleri

"Nihayet Ye'cüc ve Mé'cüc'lerin Seddi açılıp da her tepeden saldıracakları" (Enbiya suresi, 21/96. ayet)

Kıyamet alametlerinden biri de Hz. Zülkarneyn'in dağlar arasına kapatarak üzerlerine demir kütleleri döküp sonra demir kütlelerinin üzerini bakır madeni ile kapladığı, Ye'cüc ve me'cüc kavminin kıyamet kopmadan önce, kapatıldıkları dağların arasındaki küçük tepelerden çıkarak, yeryüzüne çıkacakları zamandır.

Kur'an-ı kerim'in el-keyf suresinde, kıyamet alametlerinden olan ye'cüc ve me'cüc kavimlerden bahseder.

Ye'cüc ve Me'cüc kavimleri, fesat, kavimler arasını bozan, yaratıklar olarak kur'anda geçer. Kur'an-ı kerim'de ismi geçen Hz. Zülkarneyn yaşadığı dönemin en güçlü silahlarıyla donatılmış ve savaşçı askerlerin bulunduğu güçlü bir orduya sahip olan ve gittiği her yere tevhit inancını ve sükûnetini getiren biri olarak tasvir edilir.

Hz. Zülkarneyn'in peygamber olup olmadığı tartışılmış, bazı kaynaklarda ilim dar olduğu için peygamber, bazı kaynaklarda ise savaş ilminin olması peygamber olmasına neden olmadığı görüşleridir.

Hz. Zülkarneyn'in gerçek olduğu en büyük tarafı, gittiği her yere Allah inancını ve sükûneti getirdiği ve büyük bir savaşçı olduğudur.

Ye'cüc ve Me'cüclerin hangi dağlar arasına hapsedildikleri kesin olarak bilinmemekle birlikte, kur'an-ı kerim'de de hangi dağ olduğu belirtilmez. Bu yüzden tefsircilerin bazıları, Azerbaycan ve Ermenistan arasında kalan dağlarda, kimisi Sibirya dağlarında, kimileri Kaf dağında, kimileri ise kaz dağlarında hapsedildiklerinden bahseder.

"Kendilerine "kıyamet kopacağına dair" söylenmiş olan o sözün üzerinde vukuu yaklaştığı zaman, onlar için yerden bilmedikleri bir yaratık çıkartırız.

İnsanların ayetlerime kesin olarak iman etmemiş olduklarını kendilerine söylerler." (Neml Suresi, 27/82. ayet) Kıyamet alametlerinin bir diğeri ise yeraltında çıkacak olan Dabbetü'l Arz'dır. Dabbetü'l Arz, yani yeryüzü yaratığı, kıyamet kopmadan önce yeraltında çıkarak, insanları hayrete düşürecektir.

Bu yaratık, kıyamet alametlerine inanmayan, insanlara gösterilerek, kur'an-ı kerim'in ayetlerinin gerçek olduğunu ve elbet kıyametin kopacağının en büyük alametlerindendir.

Bu olay ahir zamandan önce vuku bulacak, o zamanda da inandığını söyleyen fakat kalben Allah'ın ayetlerine inanmayan insanlara uyarı niteliğindedir.

Bazı tefsirlerde Hz. İsa'nın, Dabbetü'l Arz (Deccal) ve Ye'cüc ve Me'cüc kavimlerini yok edeceğinden bahsederek, Hz. İsa'nın yeryüzüne ineceğinden söz ederek, kıyamet (ilmi) yaklaştığı zaman aralığında bu olayın gerçekleşeceğini belirtir.

Dabbetü'l Arz, kozmik bir yaratıktır.

Nerede çıkacağı ve insanlara ne tür zararları olacağı kesin olarak bilinmemektedir. Dabbetü'l Arz'ın Mısır'da çıkacağını savunan insanlar az değildir. Fakat bu fikir göreceli olup, kesinlik taşımaz.

Çünkü kur'an-ı kerim'de bu yaratığın nerede çıkacağı belirtilmemiştir. "Ey Muhammed! O halde göğün apaçık bir duman getireceği günü gözetle." (Duhan suresi, 44/10. ayet)

"Öyle bir duman ki! Bütün insanları saracaktır. Bu can yakan bir azaptır." (Duhan Suresi, 44/11. ayet)

Kıyametin büyük alametlerinden biri de, Duhan Suresi'nin 10. ve 11. ayetlerinde açıklanan "duman"dır.

Ayetlerde geçen duman kelimesini, bazı tefsirciler farklı bir yöne çekmişlerdir. Bunlara göre duman kelimesiyle anlatılmak istenen, açlık ve kuraklıktır.

Bu ayetleri farklı yorumlayan alimlere göre ise bu duman, Adem çukurundan çıkıp doğu ile batı arasını dolduracak olmasıdır.

Bize yansıyan anlamı ise şöyledir: Evrendeki gökcisimlerinden ısı ve ışık kaynağı olan tek yıldız güneştir.

Güneş dünyaya batıdan göründükten sonra yavaş yavaş bünyesindeki enerjiyi yitirmeye başlayacak olmasıyla birlikte, dürülürken yani enerjisini azala azala yitirirken, bünyesinden dumanlar çıkıp tüm evreni kaplayacak olmasıdır.

Nasıl kızgın bir ateşe su döküldüğü zaman etrafına duman yayarsa, güneş de yavaş yavaş enerjisini yitirirken evrene duman çıkarır. Yine de her şeyi hakkıyla bilen Allah (c.c.)'tır.