Türkiye'deki Deprem Alanları

Yeryüzünde depremlerin en çok görüldüğü yerlerden biri, Alp Himalaya kıvrım kuşağıdır. Alp Himalaya kıvrım dağları altından uzanan tabaka katmanlarında büyük ve kilometrelerce uzanan kırık fay hatlarının sıralanış zincirleri üzerinde Türkiye'de yer almaktadır.

Alp Himalaya kıvrım sistemi denilen ve dünyada en çok depremlerin görüldüğü kuşak olarak kabul edilen Alp Himalaya kıvrım kuşağı 60-65 milyon yıl önce üçüncü zamanda (Tersiyer-Neozoik) yeryüzünde şiddetli yerkabuğu hareketleri Alp Himalaya kıvrımlarının oluşumu ve bunların eski kıtalara eklenmesi ile kıtaların alanlarının genişlemesiyle meydana gelmiştir.

Alp Himalaya kıvrım sistemi üzerinde yer alan Türkiye'deki deprem alanlarının farklılıklar göstermesi derecelendirilmiş, birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü derece deprem kuşaklarına ayrılmıştır.

Türkiye üzerindeki deprem kuşakları; Kuzey Anadolu deprem kuşağı, Batı Anadolu deprem kuşağı ve Güneydoğu Anadolu deprem kuşağı olmak üzere belirlenmiş ve kaynaklara geçirilmiştir. .Güney Anadolu deprem kuşağı: Bu kuşak dünyanın en büyük kırık fay hattı üzerinde yer almaktadır.

Yaklaşık 5 bin km. uzunluğundaki bu kırık hattı Doğu Afrika, Kızıldeniz ve Lut Gölü üzerinden Hatay, K.Maraş, Adıyaman ve Varto üzerinden, Van Gölü'nün doğusu ve Ağrı Dağı'nı içine alacak şekilde uzanır (Adana-Ceyhan depremi). .Kuzey Anadolu deprem kuşağı: Saroz Körfezi'nden başlayan bu kuşak, Marmara Denizi, İzmit Körfezi, İstanbul, Adapazarı, Bolu, Gerede, Çankırı, Çorum, Amasya, Tokat, Sivas ve Erzincan'dan Aras Vadisi'ne kadar uzanır.

Türkiye'nin en yıkıcı depremleri bu kuşakta meydana gelmiştir (Körfez ve Düzce depremleri).

Batı Anadolu deprem kuşağı: Marmara Denizi'nin güney, Ege Bölgesi'nde Gediz, Bakır çay, Büyük ve Küçük Menderes ovaları ile Göller yöresine kadar uzanan alanı içine almaktadır (Dinar depremi).

Türkiye sınırları içinden geçen bu deprem kuşakları, durağan kırık hatlar üzerinde yer alıp, yeraltında meydana gelecek hareketlenmeler ile her an aktif duruma geçip yeni depremler oluşturacak konuma sahiptirler.

Yalnız unutulmaması gereken önemli bir konu ise Türkiye sınırları içerisinden geçen bu deprem kuşakları üzerinde yer alan bölgelerin diğer bölgelere oranla deprem olma riskinin daha fazla olduğu değil, esas konu bilinen deprem kuşaklarının üzerinde bulunmayan bölgelerin deprem olma ihtimalinin fazla görüldüğü bölgelere oranla daha fazla deprem riski taşıdığıdır.

Bunun nedeni, Evrenden gelecek yeni Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi'nin oluşturacağı etkidir.

Türkiye'de bilinen deprem kuşakları üzerinde bulunan bölgelerde meydana gelecek sarsıntıların oluşturacağı depremlerin şiddet büyüklüğü, yeni gelecek Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi'nin oluşturacağı sarsıntıların şiddet büyüklüğü karşısında hafif kalabilir.

Türkiye'de deprem yönünden tehlikesiz yerler olarak coğrafya kaynaklarında Taş eli platosu, Konya bölümü, Orta ve Batı Karadeniz bölümlerinin kıyı şeridi, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin güneyi ve Marmara Bölgesi'nin kuzeyi olarak geçmektedir.

Fakat bize sorulduğunda hiç de böyle olmadığını söyleyebiliriz. Bizim teorimize göre ise yüksek dağların bulunmadığı ve o bölgenin veya yerlerin altındaki katman tabakalarının yapısı sert kaya kütle alanlarıyla kaplı değilse o bölge veya yerde deprem olma ihtimali olsa bile şiddet büyüklüğü çok az olduğunu söyleyebiliriz.

Türkiye'de ekilebilir tarım arazilerinin %85'i nüfusun %90'ı, endüstri kuruluşlarının %95'i ve hidroelektrik santrallerinin %90'ı deprem tehlikesi altındadır. Maalesef Türkiye'de her an deprem olma ihtimali vardır.

Durağan durumda bulunan kırık fay hatlarının oynaması veya kırıkların uzaması nedeniyle yeni afetler yaşamak içten bile değildir.

1941 yılında gerçekleştirilen 1.Türk Coğrafya Kongresi'nde Türkiye 7 coğrafi bölgeye ve 21 bölüme ayrılmıştır. Yer şekilleri, iklim, nüfus ve ekonomik etkinlikler gibi özellikler yönünden ise bu özellikler yönünden farklılık gösteren yerler olarak belirlenmiştir.

Türkiye'nin 7 coğrafi bölgesinin birbirinden farklı doğal özellikler içerisindeki yeryüzü şekilleri itibariyle farklılıklar göstermesi meydana gelecek deprem şiddet büyüklüğüne de etkisi olacaktır.

Yeryüzü şekillerinin deprem ile ilişkisi göz ardı edilemeyecek kadar doğru orantılıdır. Bir bölgede yer şekilleri ne kadar yüksek dağlarla çevrili ise orada meydana gelecek deprem şiddeti büyüklüğü de hafif olacaktır. Bu doğrultuda Türkiye'deki yedi coğrafi bölgeyi tek tek ele alırsak karşımıza şu sonuç çıkacak ve yer şekillerinin deprem ile olan ilişkisi gözler önüne serilecektir.

Türkiye genel olarak düşünüldüğünde, özel konumu itibariyle yer şekillerinin büyük bir kısmını doğu-batı doğrultusunda ve birbirine paralel uzanan dağlar ile bu dağlar arasındaki vadiler ve çöküntü alanları oluşturmaktadır.

Türkiye'nin ortalama yükseltisinin fazla olması ve kısa mesafede yer şekillerinin değişim göstermesi depremin bölgelere göre değişiklik arz edeceğini gösterir. Ayrıca dağların denize paralel uzanması, üç tarafı denizlerle kaplı olan Türkiye'nin, kıyı kesimlerle iç kesimler arasındaki konumunu da etkiler.

Bölgelerin Yer Şekilleri Özelliklerinin Deprem ile İlişkisi:

1. Karadeniz Bölgesi: Alp-Himalaya kıvrım kuşağının bir bölümü olan Kuzey Anadolu dağları, bölgenin batısında üç sıra halinde uzanır. Buradaki dağ sıraları, kuzeyden güneye, doğru küre, Bolu, Ilgaz ve Köroğlu dağları adını alır.

Canik Dağları Orta Karadeniz bölümünde tek sıra halinde uzanır. Kuzey Anadolu Dağları doğuda iki sıra halindedir. Kuzeyde Giresun ve Rize dağları, güneyde Mescit, Kop ve Çimen dağları yer alır.

Karadeniz boyunca uzanan dağların yükseltisi batıda 2000 metre orta Karadeniz bölümünde 1000 metre civarındadır.

Doğudaki dağların yükseltisi 4000 metreye yaklaşır. Karadeniz Bölgesi'nin güneyini ovalar ve çöküntü alanları oluşturduğundan deprem olma riski bu bölümlerde daha fazladır.

Karadeniz bölgesi üç bölümden oluşur Doğu Karadeniz bölümünün yer şekillerinin oldukça engebeli olması. Bölümün önemli bir kısmını dağların oluşturması, Doğu Karadeniz Dağları olarak bilinen Giresun ve Rize dağları, güneyde ise Çimen, Kop ve Mescit dağlarının uzanması ve en önemlisi yüksekliği 3832 metre olan Kaçkar dağlarının bulunması Doğu Karadeniz bölümünde meydana gelebilecek bir depremin şiddet büyüklüğünü azaltacaktır

(Gümüşhane-Bayburt). Orta Karadeniz bölümünde Canik Dağları'nın tek sıra halinde uzandığı görülür. Yer şekilleri diye iki bölüme göre düz ve ovalarla kaplı olduğundan Karadeniz'in depremden etkilenebileceği bölüm olarak görülmektedir (Amasya, Tokat, Çorum).

Batı Karadeniz bölümünde ise yer şekilleri engebelidir. Dağlar doğu-batı doğrultusunda ve birbirine paralel üç sıra halinde uzanır, kıyıda küre dağları ile güneyde Bolu, Ilgaz ve Köroğlu dağlarının yer alması bu bölgede deprem meydana geldiği anda şiddet büyüklüğünü azaltacaktır (Bolu-Zonguldak)

2. Doğu Anadolu Bölgesi:

Bu bölge Türkiye'nin ortalama yükseltisinin en fazla olduğu bölgedir. Yükseltisi Ortalama 2000 metre civarındadır. Genel olarak doğu-batı doğrultusunda uzanan dağ sıraları bulunur. Dağlar kuzeyden güneye doğru birbirine uzanan üç sıra halinde olup, kuzeyde Doğu Anadolu ile Karadeniz arasındaki doğal sınırı oluşturan Çimen, Kop, Mescit, Köse ve Allahuekber dağları yer alır. Bu dağların güneyinde Mercan, Karasu ve Aras sıradağları uzanır.

Bölgenin en güneyinde ise bölgeyi Güneydoğu Anadolu'dan ayıran Güneydoğu Toroslar'ın en yüksek olan Buzul dağı üzerindeki Uludoruk 4135 metre ile yer almaktadır. Bölgenin doğusunda sönmüş volkanik dağlar yer alıp bu volkanik dağların en büyüğü, aynı zamanda Türkiye'nin de en yüksek noktası olan Büyük Ağrı dağıdır (5137) metre.

Diğer volkanik dağlar ise Küçük Ağrı dağı, Süphan, Tendürek ve Nemrut dağlarıdır. Doğu Anadolu yüksek bir bölge olduğundan akarsularının akış hızları da fazla olmakta, bu nedenle Doğu Anadolu hidroelektrik potansiyeli en çok olan bölge olarak meydene gelecek bir deprem bu bölgeye çok büyük bir zarar verecektir.

Doğu Anadolu bölgesi 4 bölümden oluşmaktadır. Yukarı Fırat bölümü, bölgenin genel yükseltisi bakımından en alçak yükseltisi olan bölümüdür. Bu özelliğiyle Doğu Anadolu bölgesinde depremden en çok etkilenecek bölümü olarak dikkat çekmektedir (Erzincan-Bingöl-Malatya-Elazığ-Tunceli-Erzurum).

Doğu Anadolu Bölgesi'nin ikinci bölümü olan Erzurum-Kars bölümü, Türkiye'nin en yüksek bölümü olup, ortalama yükseltisi 2000 metrenin üzerindedir. Türkiye'nin en yüksek noktası olan Büyük Ağrı Dağı ile Küçük Ağrı dağı bu bölümde yer alıp, ayrıca Palandöken, Karga pazarı ve Allahuekber dağları da bu bölümde yer alır. Bu bölüm deprem şiddet büyüklüğünün en az yaşanacağı yerdir (Ardahan-Iğdır).

Doğu Anadolu Bölgesi'nin üçüncü bölümü olan Yukarı Murat-Van bölümünde yer alan volkanik dağlar mevcuttur; Büyük Ağrı, Küçük Ağrı, Tendürek, Süphan ve Nemrut dağlarıdır. Bu bölümde deprem olasılığı genelde düz ovalar ile kaplı bölümlerde meydana gelir (Van-Muş).

Doğu Anadolu Bölgesi'nin son bölümü olan Hakkâri bölümünde yer şekilleri çok engebelidir. Bölümün büyük bir kısmı dağlık olup Güneydoğu Toroslar’ın devamı olarak Türkiye'deki kıvrım dağlarının en yüksek noktası olan Uludoruk (4135 metre) bu bölümdedir (Şırnak).

Bu bölümde deprem olma riski çok az olup, meydana gelecek depremde ise şiddet büyüklüğü Şırnak'tan daha. Olacaktır.

3. İç Anadolu Bölgesi:

Bu bölgede yer şekilleri sade bir yapı göstermektedir. Bölgenin büyük bir bölümünü ortalama yükseltisi 1000 metre civarında olan platolar oluşturur. İç Anadolu Bölgesi, kuzey ve güneyden dağlarla çevrili olup, Kuzey Anadolu dağları bölgenin kuzey sınırını, Orta ve Batı Toroslar ise bölgenin güney sınırını oluşturur. Bölgede uzanan başlıca sıradağlar, batıda ..........., Ankara'nın doğusunda Elmadağ ve İdris Dağı,daha doğusunda ise Akdağlar, Hınzır ve Tecer dağlarıdır.

Volkanik dağları; Hasan Dağı (3268 m), Erciyes (3917 m), Karaca dağ, Karadağ ve Melen diz’dir. Bu dağlar kuzeydoğu-güneybatı doğrultulu bir kırık hattı üzerinde sıralanmışlardır.

Genel itibariyle İç Anadolu Bölgesi'nde deprem olma riski fazla ama şiddet büyüklüğü bölümlere göre değişiklik gösterebilir. İç Anadolu Bölgesi Türkiye'nin orta bölümünde yer aldığından dolayı enlem ve boylam bakımından yeni Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi'nin etkileyebileceği yerlerden biridir.

İç Anadolu Bölgesi 4 bölümden oluşmaktadır. Kaya bölümü yer şekillerinin önemli bir kısmını geniş düzlükler oluşturur. Bölümün en önemli yükseltisi Karaca dağ ve Karadağ volkanik kütleleridir. Ülkenin deprem riskinin en az olduğu yerlerden biri Konya bölümü gösterilmektedir. Sebebi ise aktif halde bulunan kırık (fay) hattının yer almamasından dolayı belirtilmektedir.

Fakat yeni gelecek Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi'nin geliş açısı üzerinde bulunursa bu bölümde depremler oluşabilir (Konya-Karaman).

İç Anadolu Bölgesi'nin ikinci bölümü olan Yukarı Sakarya bölümü üzerinde Sön diken, İdris ve Elmadağ yükselir. Bu bölümde deprem olma riski fazladır (Eskişehir).

İç Anadolu Bölgesi'nin üçüncü bölümü Orta Kızılırmak bölümünün yer şekilleri engebeli olan bölümde geniş düzlükler yer almaktadır. Bölgenin en yüksek dağları olan Erciyes, Hasan Dağı ve Melen diz’dir.Bu bölümde genelde çöküntü depremleri oluşabilir (Çankırı-Kırşehir).

İç Anadolu Bölgesi'nin son bölümü olan Yukarı Kızılırmak bölümü bölgenin en dağlık ve yüksek bölümüdür. Kızılırmak tarafından derin vadilerle parçalanan bölümde Yıldız ve Çamlıbel dağları, Akdağlar ve Hınzır, Tecer dağları yer alır. Bu bölümde deprem olma riski çok az olup, deprem şiddet büyüklüğü de çok hafiftir (Sivas).

4. Güneydoğu Anadolu Bölgesi:

Bu bölgenin yer şekilleri sade bir yapıdadır. 500-600 metre yüksekliğindeki platolar ve ovalar, bölgenin önemli bir kısmını kaplar. Bölgenin doğusu ile batısı arasında yer şekilleri yönünden farklılıklar görülür.

Bölgenin ortasında yer alan ve yüksekliği 2000 metreye yakın olan Karaca dağ volkanik kütlesi bölgenin en yüksek dağıdır. Bu bölgeye yeni gelecek Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi'nin oluşturacağı deprem olma olasılığına müsaittir.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi iki bölümden oluşur. Dicle bölümü Karaca dağ’ın doğusunda kalan bölümdür. Yükseltisi de olan bir dağlık alandır. Deprem olma riski fazladır (Batman-Siirt-Diyarbakır).

Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin ikinci bölümü olan Orta Fırat bölümü Karaca dağ’dan başlar, Akdeniz Bölgesi'ne kadar devam eder. Yükseltisi fazla değildir, genellikle ovalar üzerine kuruludur. Burada da deprem olma riski fazladır (Adıyaman-Şanlıurfa).

5. Akdeniz Bölgesi:

Yer şekilleri genel olarak engebeli ve dağlıktır. Bölgenin büyük bir kısmı Toros dağları ve yüksek platolarla kaplıdır. Toros dağları kıyıdan itibaren bir duvar gibi yükselir. Bölgenin batısında, Batı Toroslar uzanır.

Bu dağların ortalama yükseltisi 2000 metre civarındadır. Bey, Sultan, Dede gül ve Geyik dağları bu kesimdeki başlıca dağlardır.

Antalya Körfezi'nin her iki yakasında kıyıya paralel uzanan bu dağlar, kuzeyde birbirine yaklaşır. Bölgenin orta kesiminde, yükseltisi ortalama 2000 metre civarında olan Taş eli platosu yer alır.

Batı Toroslar’ın doğusunda kolay çözünebilen karstik bölgeler yaygın olduğundan çöküntü depremler oluşabilir. Oluşacak deprem Kıbrıs'ı da etkileyecektir. Taş eli platosunun doğusunda Orta Toroslar uzanır.

Orta Toroslar’ın en yüksek yeri Aladağlardır. Orta Toroslar’ı oluşturan diğer dağlar Balkar, Tahtalı ve Bin boğa dağlarıdır. Akdeniz Bölgesi'ndeki diğer önemli bir dağ sırası Nur dağlarıdır.

Bu dağlar, İskenderun Körfezi'nin doğusunda Kuzeydoğu-Güneybatı doğrultusunda uzanır. Taş eli platosu üzerinde deprem olma ihtimali vardır.

Fakat yüksek dağlar üzerinde bulunduğundan deprem şiddet büyüklüğü çok hafif hissedilebilir. Akdeniz Bölgesi iki bölümden oluşur.

Adana bölümünde Balkan Dağları, Aladağlar ve Nur dağları yer alır. Bölümde en geniş alanı Orta Toroslar kaplar. Yükseltinin en fazla olduğu yer Demirkazık Tepesidir (3750 metre). Deprem olma riski vardır (Adana-Ceyhan-Kahramanmaraş-Antakya).

Akdeniz Bölgesi'nin ikinci bölümü Antalya bölümüdür. Yer şekilleri Adana bölümüne göre daha engebelidir. Antalya Körfezi'nin batısında ve doğusunda yer alan Batı Toroslar kıyıdan itibaren yükselirler. Batıda Akdağlar, Beydağları, Söğüt Dağları, doğuda ise Geyik, Sultan ve Dede göl dağları vardır. Bu dağ sıralarının birbirine çapraz biçimde yaklaşması Antalya kuzeyinde çökmeler ve çukurlaşmalara neden olmuştur. Bu bölümde deprem olma riski az olmakla birlikte, deprem şiddet büyüklüğü de hafif olur (Burdur-Isparta).

Akdeniz içerisinde meydana gelecek büyük şiddetli bir deprem, Alanya ve Mersin'i de etkileyecektir (Alanya-Mersin). Akdeniz sularının taban yapıları, sert kaya kütlelerinden oluştuğundan dolayı, Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi'nin o bölgeye düşmesi anında, Akdeniz suları içerisinde 6 veya 7 şiddetinde bir büyük deprem oluşabilir (Girne-Magosa-Lefkoşa).

6. Ege Bölgesi:

Yer şekilleri yakın jeolojik devirlerdeki yer kabuğu hareketiyle biçimlenmiştir. Bölgenin doğusu ile batısı yüzey şekilleri bakımından birbirinden farklı özellikler gösterir. Bölgenin batısında yer kabuğu hareketlerine bağlı olarak kırılmalar meydana gelmiş, kırılmalar sonucu yükselen yerden (horst alanları) orta yükseklikteki dağları, çöken yerler ise (graben alanları) çöküntü ovalarını meydana getirmiştir.

Üçüncü Jeolojik Dönem'in sonu, Dördüncü Jeolojik Dönem'in başlarında, Anadolu ile Balkanlar arasındaki "Egeit" adı verilen kara parçasının çökmesiyle Ege Denizi oluşmuştur. Ege Bölgesi, Batı Anadolu deprem kuşağı içinde yer alıp, durağan durumda olan kırık (fay) hattı üzerindedir.

Bu kırık (fay) hattı her an aktif duruma dönüşecek durumdadır. Ege Bölgesi iki bölümden oluşur: asıl Ege bölümünde yer şekillerinin biçimlenmesinde kırılmalar birinci derecede etkili olmuştur. Kuzeyden güneye doğru, doğu-batı doğrultusunda uzanan orta yükseklikteki dağlar ve bu dağlar arasındaki çöküntü ovaları, başlıca yer şekillerini oluşturmaktadır.

Kuzeyden güneye doğru uzanan başlıca dağlar; Kaz, Madra, Boz dağlar, Aydın ve Menteşe dağlarıdır. Deprem olma olasılığı fazladır (Manisa-Denizli-İzmir).

Ege Bölgesi'nin ikinci bölümü olan İç Batı Anadolu Bölümü yer şekillerinin büyük bir kısmını 800–1000 metre yüksekliğindeki platolar oluşturmaktadır. Bu platolar üzerinde yükseltileri 2000 metreyi geçen Murat, Emir ve Eğri gözdağları yer alır. Deprem olma olasılığı fazla olan bölgedir. Deprem şiddet büyüklüğü etkisini fazla gösterir (Afyon-Uşak-Kütahya).

7- Marmara Bölgesi Ortalama yükseltisi en az olan bölgedir.

Yüzey şekilleri oldukça sadedir. Yıldız, ışıklar ve koru dağları, Trakya kesimindeki başlıca yükseltilerdir. Bölgenin en yüksek yeri Güney Marmara bölümünde yer alan Uludağ'dır (2543 metre). Samanlı ve Biga dağları, Anadolu yarımadasındaki diğer önemli yükseltilerdir.

Türkiye'nin en aktif fay hatlarından biri olan Kuzey Anadolu fay kuşağı Saroz Körfezi'nden başlar ve Marmara Denizi'nin ortasından İzmit Körfezi'ne kadar ulaşır ve doğuya doğru uzanır.

Marmara Bölgesi nüfusu en fazla olan bölge olma özelliğiyle herhangi bir depremde en çok etkilenecek bölümdür. Marmara Bölgesi'nden geçen Kuzey Anadolu kırık (fay) kuşağı şu an durağan durumda olup, herhangi bir hareketlenmede aktif konuma geçebilme özelliğine sahiptir.

Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi'nin Marmara Bölgesi'ne düşme olasılığı da vardır. Yalnız kışın yağan kar yağışları bu bölgeye Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi'ni engelleyebilir. Ya da geniş düzlüklerle kaplı olan Marmara Bölgesi'nde yaşanacak herhangi bir deprem Marmara Bölgesi'ni büyük oranda etkileyecektir.

Marmara Bölgesi dört bölümden oluşur.

Yıldız Dağları bölümü orta yükseklikteki Yıldız Dağları ve çevresini içine alan bölümün yaklaşık yarısı ormanlar ile kaplıdır. Yer şekilleri engebelidir. Yıldız Dağlarının en yüksek yeri 1031 metredir. Bu dağlık kütle deniz etkisinin iç kesimlere geçmesini engeller. Bu bölgede deprem olma riski hemen hemen yok gibidir. Deprem olsa bile hissedilemeyecek kadar deprem büyüklüğü hafif olur.

Marmara Bölgesi'nin ikinci bölümü olan Ergene bölümünde en yüksek yerler koru ve Işık dağlarıdır. Bu dağların yüksekliği 700 metreyi geçmez. Bu bölümde deprem olma riski vardır (Tekirdağ-Edirne).

Marmara Bölgesi'nin üçüncü bölümü olan Güney Marmara bölümünün yer şekilleri Marmara Bölgesi'nin diğer bölümlerine göre çeşitlilik gösterir. Güneyde Kaz dağı, Uludağ, Biga dağları ve Samanlı dağları en önemli yükseltileridir. Bu dağlar arasında Gönen, Balıkesir, Karacabey, İnegöl, Bursa, Yenişehir ve Kemalpaşa ovalarının bulunması bu bölümlerin deprem şiddet büyüklüğünü hafifletir. Deprem olma riski diğer bölümler gibi vardır (Bursa-Yalova-Balıkesir-Susurluk-Çanakkale-Bilecik).

Marmara Bölgesi'nin son bölümü olan Çatalca Kocaeli bölümünün yer şekilleri sade bir yapıdadır. Çatalca ve Kocaeli platoları ile Adapazarı ovası bölümün başlıca yer şekillerini oluşturmaktadır. Bu bölümün sade bir yapıda bulunması nedeniyle deprem riski taşımaktadır. Deprem şiddet büyüklüğünde en çok zarar görecek bölümdür (İzmit-Adapazarı-İstanbul'un Anadolu yakası).

Ayrıca Marmara Bölgesi içerisinde yer alan Marmara Denizi'nin orta bölümüyle, kuzey bölümü deprem olma riski taşımaktadır. Marmara Denizi içerisinde yer alan adalarda da deprem olma riski olup, herhangi bir depremde adalar da etkilenecektir.

Çanakkale Boğazı'na yakın olan Gökçeada ve Bozcaada da deprem olma riski bulunup, herhangi bir deprem o adaları da etkileyecektir (Gökçeada-Bozcaada).

KKTC Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin yer şekillerini kuzey kıyıya paralel uzanan Beşparmak Dağları'nın dışında bulunan yerleşim yerlerinde deprem olma riski vardır. Buradaki deprem şiddet büyüklüğü yüksek olabilir (G.Mağosa, Girne, Lefkoşa). Görüldüğü gibi Türkiye'nin yüksek dağlar ile kaplı olmayan tüm bölgelerinde deprem olma riski bulunmaktadır. Dağlar depremin şiddet büyüklüğünü önleyen en önemli yer şekilleridir.