Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi'nin Yeryüzü Katmanlarını Kırarak Oluşturduğu Fay Hatları

Yeryüzünde bazı istisna alanlar dışında, yeryüzünü oluşturan kıtalar ve büyük okyanuslarını da içine alacak şekilde, her alanda deprem olma olasılığı vardır. Büyük depremler geçirmiş ve büyük patlamalar ile kırılmış fay hatlarının yaşandığı bölgeler ve alanlar üzerinde durmak gerekirse, Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi, dünya atmosfer tabakalarında türlü merhaleler geçirdikten sonra bu yerlerde uzun kırıklar oluşturarak sınırlarını haritasal olarak belirlemiş fay hatlarını meydana getirmiştir.

Bugün belirlenen ve bilinen fay hatlarının sınırlarının kesiştiği alanlar durağandır. Zaman ile bu durağan fay hatları aktifleşerek sınırlarının kesiştiği alanları da içine alacak biçimde ilerleyebilme olanağına sahiptir. Fay hatlarının uzanış şekli, devinimsel kozmik dalga Işınım Enerjisi'nin yeryüzünün çekim kuvveti etkisiyle önceden katmanlarda oluşturduğu kırılmalar olduğundan, yeni bir devinimsel kozmik dalga ışınım Enerjisi'nin o bölgeye yeniden etkileme olasılığı %50 ihtimaldir.

Çünkü önceden yerkabuğu katman tabakalarında oluşturduğu fay hatlarının patlamalarla kırılma yönlerinin uzanış şekilleri belirlemesinden sonra meydana gelebilecek, yeni bir kırılma Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi'yle olabileceği gibi, kırıkların basınç ve kaymaların oluşturacağı çökmelerden de kaynaklanabilir.

Yeryüzünde meydana gelen basınç ve kaymalar, eski fay hat kuşağını yeniden aktif hale getirebileceği gibi, yeni fay hatlarını da oluşturarak, eski fay hatlarının kesiştiği noktalar ile birleşip daha büyük fay hat kuşağı meydana getirebilirler. Bunun sonucunda da yeni deprem alanları oluşturarak titreşim dalgalarının büyük alanlara yayılmasına olanak sağlamış olurlar.

Dünyanın çekim kuvvetinin en yoğun olduğu yerler yerkabuğu katmanlarını oluşturan litosfer ve dış manto tabakalarıdır. Bu tabakaların çekim kuvvetinin etkisiyle, Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi’nin bu katmanlarla çarpışmasına neden olarak kırılmalar, çatlaklar meydana gelmesini sağlar.

Litosfer ve dış manto tabakalarının çekim kuvvetinin fazla olmasının sebebi bu katmanların sert kayalarla örtülü olmasından kaynaklanır. Bu katman tabakaların pozitif (+) kutup çekim kuvveti, Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerji gücünü bünyesine çekme özelliği vardır.

Yeryüzü katman tabakalarından litosfer ve dış mantoda pozitif (+) kutup çekim kuvveti Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi’ni kendi bünyesine çekme özelliği vardır. Yeryüzünü oluşturan katmanlar pozitif çekim kuvveti yayarak Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi’ni (negatif (-) kutup’ bünyesine çeker. Ve pozitif ve negatif kutupların çarpışmasıyla büyük bir patlama oluşur. Oluşan bu patlamalar sonucunda fay hatları meydana gelir.

Fay hatları, yeryüzü katmanlarında açılan kırıklardır. 18- Yeryüzü Katman Tabakalarının Genel Çekim Kuvveti Yeryüzü çekim kanununu ilk keşfeden 1642–1720 yılları arasında Isaac Newton’dur. Isaac Newton fizik ve astronominin kurallar zincirine, bu keşifle çok şeyler katmıştır.

Evrenin dengesi ve dünya fizik kurallarının belirlenmesine en büyük katkıyı sağlayan bu keşif astronomik çalışmalarında, düzenli ve sistemli olmasını sağlamıştır. Newton’a göre, Evrende sistematik bir ahenk mevcuttur. Bu ahengi sağlayan ve sistemleştiren Genel (evrensel) çekim kanunudur. Yeryüzünde depremleri meydana getiren, Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi ve depremin meydana geldiği yeryüzü katman tabakalarının oluşturduğu etkiler, evrensel çekim yasası içerisindedir.

Yeryüzü katmanları genel (evrensel) çekim kanununa göre pozitif (+)kutup alanı içerisindedirler. Katmanların pozitif (+) kutup alanında olmalarının sebebinin iki açıklaması vardır: Birincisi genel çekim kanununa göre sert kayaların tabakalar halinde bulunmasından doğan elektriklenmelerin alansal yapı içerisinde yayılma etkisinin varlığı, ikincisi ise yeryüzü katmanlarının evrende oluşup yeryüzüne doğru gelen Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi’ne göre pozitif (+) kutup alan doğurma pozisyonuna girmesidir.

Her iki açıklamada yeryüzü katmanlarının pozitif (+) kutup alan doğurmasına olanak sağlar. Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi, Evrenden geliş açısına göre negatif (-) kutup enerji gücüne sahip olduğu ve astrofizik kurallarına göre de iki zıt kutuplu enerji gücüne sahip olan, alan şekillerinin de birbirlerini çekme özelliklerinin olduğunu kanıtlar.

Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi kinetik güçte olup hareketli konumdadır. Yeryüzü katmanlarının pozitif (+) kutupsal alanları ise kinetik enerji gücüyle çarpışmaya hazır konumda, her an patlamaya hazır, patlamadan sonra da odak noktasından, merkeze doğru titreşim dalgalarını (magnitut) yayarak, yeryüzü kabuğunun sallanmasını sağlayarak deprem oluşmasına neden olurlar.

Yeryüzü katman tabakalarında, pozitif kutup alanlarının, genel çekim kuvvetinin en yoğun olduğu alanlar litosfer ve dış manto katman tabakalarının sert kaya kitlelerinin olduğu kısımlarıdır. Bu kısımlar, Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi’ni çekim kuvveti etkisiyle bünyelerine çekip o yerlerde kırık (fay) hatlarının oluşmasına neden olurlar.

Yeryüzünde birbirince uzanan fay hatları pozitif (+) kutup çekim kuvveti alanlarıdır. Bu alanlar dünya atmosferinden geçerek gelen Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi’ni bünyelerine çekme olasılığı %50’dir. Yeni meydana gelen fay hatlarının oluşması ise Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi’ni bünyelerine çekme olasılığı ise %100’dür.

Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi, yeryüzü katmanlarında oluşacak fay kırılmalarının ilk sebebidir. Fakat bu gücün önceden oluşturduğu fay hatları üzerindeki yeni sallanmalar ve titreşimlerin meydana getirdiği depremler, Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi’nin 2. Kez gelerek bu fay hatlarını yeniden ateşlediği etkiler değildir.

Yani eski zamanda oluşmuş fay hatlarına ikinci kez devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerji gücünün gelme ihtimali yeni oluşacak fay hatlarına göre %50’dir. Bunun sebebi ise evrensel boyutta, değişmez çekim kuvvetinin yeryüzünde var olmasıdır.

Önceki zamanlarda yeryüzü katmanlarında oluşmuş fay hatlarına yeniden Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi’nin bu bölgede meydana gelmiş fay hattına gelmesiyle aktif hale geçme olasılığı %50’dir. Eskiden oluşmuş fay hatlarının uzaması ve yeni deprem oluşturması, basınç, çökme ve kırılma gibi hareketlenmelerdendir.

Yeryüzü katmanlarına yeni gelebilecek Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi’nin yeni fay hat kırıkları oluşturma ihtimali %100’dür.

Yeryüzünde yeni oluşacak fay hatlarının kırılma sebebi, yeraltındaki basınç, kırılma, çökme ve yer hareketlenmeler ile değildir.

Bunun tek nedeni, devinimsel kozmik Dalga Işınım Enerji gücünün oluşturduğu patlamalarla, sert katman tabakalarının kırılıp fay hatlarının yerkabuğunda açılmasıdır.

Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi gücüyle, yeryüzü katmanlarında önceden meydana gelmiş kırık fay hatları bugün durağan durumda olup her an harekete geçip aktif konuma gelme olanağına sahiptir. Basınç, kıvrılma, çökme ve yer altı oynamaları gibi, fay hatlarının durağanlığını bozucu, dengesiz aktif hareketlenmelerin olma ihtimali maalesef yüksektir.

Ülkesel bazda incelendiğinde Japonya, Çin, Tayvan, Şili, Ermenistan, Türkiye, ABD, Hindistan, İran, Kanada, Peru, Fas, Bangladeş, Sri Lanka, Fransa, Pakistan ve Kıbrıs gibi ülkelerin yerkabuğu katmanlarındaki kırık fay hatları durağan durumdadır.

Bu fay hatları her an aktif duruma gelip, yeni sarsıntılar ile depremler meydana getirebilirler. Bu ülkelerin yer altı katman tabakalarında açılan kırık fay hatlarının jeolojik yapıları incelendiğinde sert kaya kütlelerinden oluştuğu, jeofizik yapısı incelendiğinde, geniş alanlara kadar kırık fay hatlarının uzandığı, petrografik (taşlar bilimi) yapısı incelendiğinde, dış manto katmanından, yerkabuğu merkezine doğru, sert kaya, taş kitlelerinin yumuşamaya başlaması, patolojik (toprak bilimi) incelendiğinde, kahverengi topraklar ile zonal (yerel) toprak çeşitleriyle ve bozkır topraklarıyla yerkabuğunun örtülü olduğu görülür.

19. Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi’nin Yeni Kırık (Fay) Hatları Oluşturması Evrenden gelen, doğu ve batı yönündeki Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi negatif (kutup) kinetik enerji gücüne sahiptir. Bu enerjinin kinetik enerjiye sahip olmasıyla birlikte dünya atmosferinden geçme yeteneğine de sahip olup, yeryüzünün çekim kuvveti etkisiyle (pozitif (+) kutup) ışık hızıyla yeryüzü katmanlarındaki dış manto ve litosfer tabakalarına çarparak büyük patlama oluşturarak bu katmanlardaki sert kaya kütlelerini kırarak fay hattı oluşturur.

Yeryüzü katman tabakalarından en fazla, çekim kuvveti gücüne sahip olan dış manto ve litosfer kısımlarıdır. Çekim kuvvetinin bu tabakalarda fazla olmasının sebebi bu alanlarda sert kaya kütlelerinin pozitif kutup çekim kuvvetine sahip olmasından kaynaklanır.

Sert kaya kütlelerinin bulunduğu dış manto ve litosfere Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi 12 astrogatr gücü ile bu katman tabakalarını patlatarak büyük kırıklar meydana getirir.

Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi’nin yer altı katmanlarından litosfer ve dış manto sert kaya kütlelerinde oluşturduğu patlama.

Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi’nin yer altı katmanlarından litosfer ve dış manto sert kaya kütlelerini patlatarak meydana getirdiği yeni kırık fay hattı.

Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi'nin Astronomik Ölçümü ve Oluşturduğu Etki Evren, doğu ve batı yönünde olup, Evren içerisinde yer alan ve kendi yörüngelerinde dönerek hareket (devinim) eden güneş ve gezegenlerin açığa çıkardıkları güce kısaca Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi diyoruz. Bu enerji gücünün ölçümünü, dünyamızın genel ekim kuvvetinin olması ve atmosferinin varlığı nedeniyle astronomik ölçüm olarak 20 astrogatr enerji gücü ile belirtiyoruz.

Dünya atmosfer tabakalarına ışık hızıyla gelen bu enerji gücü stratosfer, Şemosfer (Kemosfer), iyonosfer ve Eksosfer tabakalarında refleksiyon (yansıma), difüzyon (yayılma) ve absorbsiyon (soğurma) yollarıyla,

20 astrogatr enerji gücünün, 8 astrogatr enerji gücünü uzaya (Albedo) geri yansıtır. Geriye kalan 12 astrogatr enerji gücü, dünya atmosferinden geçme süreci nedeniyle hız kaybına uğrayarak ışık hızından uzaklaşır.

Fakat bu hız kaybı yine de yeryüzü çekim kuvvetinin etkisiyle yeniden hız kazanarak yeryüzü katman tabakalarında büyük patlama meydana getirerek, kırıklar oluşturarak tektonik hareketlenmelere sebep olur.

Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi'nin yeryüzü katman tabakalarında ilk uğradığı alanlar litosfer (taş küre) ve dış mantodaki sert kaya kütleleridir.

Bu büyük enerji gücünün litosfer ve dış mantoya uğramasının nedeni olarak sert kaya kütlelerinin pozitif (+) kutup çekim alanları oluşturmalarıdır.

Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi ise negatif (-) kutup kinetik enerji gücüne sahip olup, statik (durağan) pozitif kutup alanlara sahip yeryüzü katman tabakalarından litosfer ve dış mantoyu büyük bir enerji gücü ile patlamasını sağlayarak statik (durağan) konumda olan yeryüzü katman tabakalarının odak noktasından (hiposantr), dış merkeze doğru (episantr) titreşim dalgaları oluşumunu sağlayarak, statik konumda olan yeryüzü katman tabakalarını hareketlendirerek aktif konuma getirip, tektonik (büyük) depremlerin olmasına neden olur.

Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi'nin yeryüzü katman tabakalarına çekim kuvvetiyle gelip, litosfer ve dış mantoyu oluşturan sert kaya kütle alanının patlatarak depremin odak noktası olan hiposantrdan yeryüzünün dış merkezi olan episantra doğru titreşim dalgaları oluşturmasından doğan sallantıların meydana getirdiği deprem alanı. Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi'nin yeryüzü katman tabakalarına göre litosfer ve dış mantonun üst tabakalarını kapsayan yerkabuğu kısmı ne kadar ince olursa deprem şiddeti o kadar fazla hissedilir.

Ancak, derinlik arttıkça etki alanı genişlerken derinlik azaldıkça etki alanı daralır. Yeryüzündeki iç merkez denilen hiposantr kısmı, patlamanın olduğu yer (alan) olarak, yerkabuğuna doğru titreşimlerin dalga boyunca hissedildiği yer olarak Episantrdır.

Hiposantrdan episantra doğru en fazla 9 şiddetine kadar deprem sarsıntıları hissedilebilir. Bunları inceleyen sismograf aletleridir.

Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi'nin iç manto, dış çekirdek ve çekirdek katman tabakalarında herhangi bir etkide bulunmaz.

Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi, negatif (kutup) kinetik enerji gücüne sahip bulunduğundan yeryüzü katmanlarının sadece litosfer ve dış manto kısmını etkilemeye müsaittir. Genel çekim kuvvet alanlarının en güçlü olduğu katman tabakaları litosfer ve dış manto sert kaya kütleleri olduğundan, negatif (kutup) kinetik enerji gücünü çekerek, kendi bünyesinde negatif ve pozitif kutuplarının birbirlerini çekme özelliğinden dolayı bu alanlarda patlama meydana gelerek bu katmanlarda kırık fay hatlarının oluşmasına neden olurlar.

Kırık (fay) hatları, denizler ve kıtalar altında yer alırlar. Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi daha çok yeryüzünün %71'ini kaplayan denizlere daha çok düşer. Bunun örneği olarak Büyük Okyanus'ta meydana gelen depremlerdir. Büyük Okyanus'a düşen Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi, Tsunami adı verilen büyük dalgalanmalar oluşturur.

Yerkabuğu katman tabakalarından litosferde kimyasal olarak yapıları birbirinden farklı iki tabakadan oluşur.

Dıştaki tabaka daha çok silisyum ve alüminyum elementlerinden oluştuğu için buraya sial (kıtasal kabuk) adı verilir. Sial tabakası granit, kalker, kum taşı gibi taşlardan meydana gelir. Sial tabakasının altında yer alan ve bazaltik yapıda olan tabakaya bünyesinde daha çok silisyum ve magnezyum bulunduğu için Sima (okyanussal kabuk) denir.

Sial karaların altında (yüksek dağlarda) kalın, okyanusların altında incedir. Buna karşılık sima, kıtaların ve yüksek dağların altında ise okyanusların altında kalındır.

Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi gücü okyanuslarda sima tabakalarının ince olmasından dolayı, karalara oranla etkisini daha güçlü ve etkili olarak gösterir.

Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi'nin Yeryüzünde Etkilediği Alanlar Dünya coğrafyası incelendiğinde, yeryüzünde kıtaların ve okyanusların yatay doğrultuda eşit dağılmadıkları görülür. 510 milyon km2'lik olan dünya yüzölçümünün 361 milyon km2'sini denizler, 149 milyon km2'sini karalar kaplar.

Buna göre yeryüzünün %29'u karalar, %71'i denizlerle kaplıdır. Kara ve denizlerin oranı yarımkürelere de eşit dağılmamıştır. Karaların büyük kısmı Kuzey Yarımküre'de (karalar yarımküresi), denizlerin çok büyük bir kısmı ise Güney Yarımküre'de (denizler yarımküresi) bulunur.

Dünyanın kendi ekseni etrafında batıdan doğuya doğru dönmesi sonucunda, yeryüzü çekim kuvvetinin yönü de batıdan doğuya doğru yön alır. Hemen akla şu soru gelmektedir. Neden dünyamız, batıdan doğuya dönmekte olup, neden doğudan batıya veya kuzeyden güneye doğru dönmemektedir?

Bu sorunun genel olarak cevabı: Evrenin doğu ve batı yönünde yaratılıp, sadece bir Evrenin değil, Yedi Evrenin (çoklu evren) olduğu sonucudur.

Yedi Evren'de birbirini büyük Evren içerisinde dengede tutarak, büyük Evren içerisinde, Evrensel çekim kuvveti doğrultusunda birbirlerini dengede tutacak şekilde yaratılmalarıdır.

Bu konuyu kıyamet konusunda derin inceleyeceğimiz için geçiyoruz. Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi'nin yeryüzü katman tabakalarının sert kaya kütle alanlarına gelmeye daha müsait olup, yeryüzü çekim kuvvetinin en güçlü olduğu litosfer (taş küre) ve dış manto kısımlarında patlama yaparak etkisini gösterir.

Yeryüzü katman tabakalarındaki litosfer ve dış mantı sert kaya kütleleri pozitif (+) kutup çekim kuvvet alanlarının en güçlü olduğu yerlerdir. Litosfer ve dış mantı katman tabakalarının altında iç manto, dış çekirdek ve çekirdek katmanlarının sıcak erimiş jel halinde bulunmaları, Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi'nin bu katman tabakalarının üstünde bulunan dış manto ve litosfer kısımlarının sert kaya kütle alanlarının pozitif (+) kutup çekim kuvvetine sahip olmasında dolayı etkiler.

Yeryüzü katman tabakaları incelendiğinde litosfer ve dış manto alanları sert kaya kütleleriyle kaplıdır. Litosfer ve dış mantonun altındaki sırasıyla iç manto, dış çekirdek ve çekirdek alanları sıcak erimiş jel halinde bulunup, bu katman tabakaları henüz soğumamışlardır. Soğumadıklarından dolayı akışkan halde hareket etmektedirler.