Devinimsel Kozmik Dalga Işınlama Enerjisi'nin Dünya Atmosfer Tabakalarından Geçiş aşaması

Dünya atmosferinin kalınlığı yaklaşık 10.000 km'dir. Dünya atmosferini sırasıyla; troposfer, stratosfer, Kemosfer, ozonosfer, iyonosfer ve Eksosfer tabakaları oluşturur.

Güneşten ve diğer gök cisimlerinden gelen Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi, astronomik ölçüm olarak 20 astrogatr enerji gücüyle dünya atmosferine uğrar – bu uğrama dünyanın çekim gücü etkisiyledir.

Dünya atmosfer tabakalarında, 20 astrogatr enerji gücü,

refleksiyon (yansıma),

absorbsiyon (soğurma),

difüzyon (yayılma)

yollarıyla değişikliğe uğratılarak, 20 astrogatr enerji gücünün, 8 astrogatr enerji gücünü, Albedo (uzaya geri yansıtma) yoluyla geri yansıtır.

Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi'nin Yeryüzü Katmanlarından Geçerek Patlaması Güneş ve gezegenlerden gelen Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi 20 astrogatr gücüyle Dünya atmosfer tabakalarından 12 astrogatr gücüyle çıkıp, yeryüzüne doğru ışık hızıyla gelerek yerkabuğu katmanlarından litosferi (taş küre) büyük bir güçle patlatır. Bu patlama (negatif ve pozitif elektrik kutuplarının çarpışması gibi) büyük bir patlama meydana getirir.

Dünya atmosfer tabakalarından geçen 12 astrogatr enerji gücü, dünya, yerkabuğu katmanlarının en sert kısmı olan büyük fay hattını kırarak deprem dalgası (titreşim) olarak yeryüzünün sallanmasına neden olup can ve mal kaybına neden olur.

Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi, dünya atmosferinden geçtikten sonra 12 astrogatr enerji gücü ile yerkabuğu fay hattını kırarak büyük çatlaklar oluşturur.

Bundan sonraki aşamada, yerkabuğunun yapısına göre 12 astrogatrlar enerji gücü, depremölçer (sismografa) göre 3–9 arası şiddet gücüne kadar iner.

Yeryüzünde depremleri sismograf denilen aletlerle ölçümleri yapılır. Sismograf denilen aletlerden Richter (Richter) ölçeğiyle depremin büyüklük şiddeti belirlenir.

Bugüne kadar Richter ölçeği ile yeryüzünde tespit edilen en şiddetli üç büyük deprem ölçülmüştür. 8,6 büyüklüğündeki Alaska depremi (1966), 8,5 büyüklüğündeki Çin depremi (1920) ve 8,5 büyüklüğündeki Şili depreminde (1960) de anlaşılacağı gibi yeryüzünde en fazla 9 şiddet büyüklüğünde bir deprem oluşabilmektedir.

Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi'nin Jeolojiye (Yer Bilim) Etkisi

1. Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi'nin gücü 20 astrogatrdır. (Standart 20 astronomik ölçüm [astrogatr]).

2. Dünya atmosferi tabakalarında, refleksiyon, absorbsiyon ve difüzyon yollarıyla 20 astrogatr enerji gücü, 12 astrogatr enerji gücüne iner ve 8 astrogatr enerji gücü, Albedo yoluyla uzaya yansır.

3. Dünya atmosferinden geçen, 12 astrogatr enerji gücü, ışık hızı ile dünyanın merkezine iner.

4. Dünyaya inen 12 astrogatr enerji gücü, yerkabuğu katmanlarından litosferi (taş küre) kıracak ve sarsacak güçtedir.

5. 12 astrogatr enerji gücü olmadan, yerkabuğu katmanlarından litosferde (taş küre) kırılma ve sarsıntılar oluşmaz. Devinimsel kozmik Dalga Işınım enerjisi, Dünyaya standart olarak 20 astrogatr gücü ile gelir (18–19 veya daha az bir güç ile gelemez).

6. Yerkabuğu katmanlarını kıran ve sarsan 12 astrogatr enerji gücü büyük bir patlama oluşturur. Bu patlama (negatif ve pozitif kutuplarının çarpması gibidir) yeraltı katmanlarından içe ve dışa (merkez) doğru titreşimler oluşturur.

7. Yerkabuğu katmanlarını kıran ve sarsan 12 astrogatr enerji gücü, katmanlarda içe ve merkeze doğru titreşim oluşturmadan, 12 astrogatr enerji gücünden, güç kaybeder.

8. Yerkabuğu katmanlarının jeolojik yapılarına göre 12 astrogatr enerji gücü 3–9 arası şiddet büyüklüğüne dönüşerek depremleri meydana getirir.

9. Yerkabuğu katmanlarının jeolojik yapıları çok sert kayalarla örtülü ise 12 astrogatr enerji gücü 7–9 arası şiddetli depremleri oluşturur.

10. Yerkabuğu katmanlarının jeolojik yapıları sert kayalar ile örtülü ise 12 astrogatr enerji gücü 5–7 arası normal şiddetli depremlerini meydana getirir.

11. Yerkabuğu katmanlarının jeolojik yapıları sert-yumuşak ise 12 astrogatr enerji gücü 3–5 arası depremleri oluşturur.

12. Yerkabuğunda 1–3 arası büyüklüğündeki depremlerin kaynağı ve oluş şekli Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi'ne bağlı olan deprem değildir. Yerkabuğunda 1–3 arası büyüklüğündeki depremler, çöküntü depremleri olabileceği gibi, yeraltında kayma yapan veya oturan fay hatlarından da meydana gelebilir.Ayrıca büyük deprem geçirmiş yerlerde, fay hatlarının yerine oturmasından doğan artçı depremlerden de meydana gelebilir.

13- Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisinin, Yerin Çekim Kuvvetine Etkisi Evren içerisinde yer edinen ve devinimlerini tamamlayıncaya kadar kendi yörüngelerinde hareket eden, gök cisimlerinden, güneş ve gezegenlerde (Merkür, Venüs) büyük bir enerji meydana gelir.

Bu enerji gücüne Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi diyoruz. Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi, evren içerisinde birikerek, ışık hızıyla, dünya atmosferine uğrar, bu uğrama ve gelişin sebebi, Evrenin doğu ve batı yönünde yaratılmasından kaynaklandığı gibi, Dünyanın çekim kuvvetiyle de bu büyük enerjinin dünya atmosferine gelmesini de kolaylaştırır.

Dünya atmosferine uğrayan Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi atmosferde türlü merhalelerden geçtikten sonra, güç kaybına uğrar. Fakat bu güç yitimi, dünyada bir etki oluşturmayacak diye bir kaide-kural oluşturmaz.Çünkü dünyanın çekim kuvvetinin olması, dünyamızı sanki mıknatıs gibi bir hal almasına neden olur.

Astronomi ve fiziğin esasını ve ruhunu oluşturan çekim kanunu Isaac Newton tarafından (1642–1720) tarafından keşfedilmiştir.

Bu keşif Evrenin dengesini ve ahengini sağlar. Dünyanın çekim kuvvetinin olması nedeniyle, doğu ve batı yönünden gelen Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi, çekim kanununa göre, dünyaya negatif (-) bir hal alır gibi gelir.

Dünyanın çekim kuvveti, bu enerjiyi kendi bünyesine çekerek, negatif (-) ve pozitif (+) kutupların birbirine karşı uyguladıkları etki-tepkileri oluşturur.

Dünyanın çekim kuvvetinin olması, devinimsel kozmik dalga ışınım enerjisini kendi bünyesine çeker. Bu çekim devinimsel kutup (-) negatif enerjisini oluşturur. Çekim kuvveti (+) pozitif kuşağını oluşturur.

14- Yeryüzündeki Fay Hatlarının Oluşum Şekilleri Yeryüzünde birbirine bağlı kilometrelerce fay hatları mevcuttur. Yeryüzünü oluşturan katmanların jeolojik yapıları incelendiğinde sert katman tabakalarının kırık şekillerine fay denilmiştir. Fay hatları yeryüzünü çepeçevre saran, birbirince uzanan kırıksal düzeneklerin periyodik dizgileri şeklinde oluşan, Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerji gücüyle hareket etmeye hazır, büyük kütlelere denir.

Fay hatlarının uzunluğu 50–100 km olacağı gibi, uzunluğu bir kıtayı bir baştan öbür başa geçecek boyutlara da ulaşabilir. Yeryüzündeki fay hatları, iki tarafı hareket edebilen çatlaklar halinde bulunan, her iki yanında yer alan kayaların titreşim göstermesiyle hissedilen kısımlar olarak bulunur.

Henüz yeryüzünde fay hatlarının uzunluğu hakkında bilinen, bilimsel bilgiler olmadığı gibi, bazı yerlerde uzanan fay hatlarının uzayıp uzamayacağı konusunda da bilim adamları ve deprem bilimcileri tarafından hemfikir olunmuş bir bilgi sonucuna varılamamıştır.

Yalnızca ihtimaller üzerinde yoğunlaşıp olacak değil, olabilecek depremi konuşacak ve hakkında fikirler yürütmeye açık tarzda açıklama yapabilmektedirler. Bunun da en büyük sebebi depremi yerde aramaları ve depremin ilk oluş şeklinin yerdeki hareketlenmeye, kırılmaya, kıvrılmalara bağlamalarıdır. Deprem yerde cereyan eder, fakat oluş sebebi, Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi'nin yer katmanlarına çekim kuvveti nedeniyle çarpıp büyük patlama oluşturmasıdır.

Geçmiş tarih incelendiğinde Girit'teki Minos uygarlığı, Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerji gücü ile tarihten silinmiştir. Yeryüzünde sert kayaların bulunduğu tüm yerlerde deprem olma olasılığı vardır. Çünkü dünyamızın çekim gücü, Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisini çektikçe, bugüne kadar bilinmeyen ya da tespit edilemeyen fay hatları bu enerji gücü ile oluşabilir.

Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi yeryüzü katmanlarında litosfer ve dış manto örtülerini deformasyona (yapı bozulması) uğratarak orada kalıcı olarak kırıklar, çatlaklar oluşturarak, o bölgenin artık deprem alanı kapsamına girmesine yol açar.

Yeryüzünde meydana gelen tüm depremlerin ardından oranın deprem kuşağını oluşturan fay hatları oluşur. Fakat bu fay hatları bir yerden sonra durma noktasına gelir. Uydulardan çekilen veya çeşitli yöntemlerle belirlenen kırık fay hatlarının durduğu yerden itibaren, bu fay hatlarının kırık olmayan kısımlarının yeniden kırılacağı konusunda olasılık problemleri oluşturularak kriz masaları kurulup önlemler ve çözüm yöntemleri geliştirilmeye çalışılır.

Hâlbuki yeryüzü katmanlarının genel yapısı düşünüldüğünde, Dünyanın her yerinin, her kıtanın bir deprem bölgesi olduğu hakkında bilgi verilmez. Sadece deprem olduktan sonra ardından gelen artçı şoklar denilen kırık fayların çökmesi nedeniyle meydana gelen sarsıntılar olacağını söylemekle kalınır.

Büyük depremlerin en büyük özelliği, aniden gelmesi ve insanların hareket etmesine izin vermeyecek kadar, kısa sürelik (saniyelik) olmasıdır.

Büyük depremler bilim adamı ve deprembilimci tanımaz, büyük depremler olasılık tanımaz. Büyük depremler kırık (fay) hattı tanımaz. Büyük depremler çocuk, hamile kadın, yaşlı ve genç insan tanımaz. Büyük depremler ölüm meleklerinin can almak için koştukları zamandır. O an insanları uykuda yakalayabilir, uyanıldığında başka bir âlem ve ruhların bekletildiği Berzah âlemi de olabilir. Büyük depremler, zengin-fakir tanımaz, bugüne kadar bütün büyük depremler insanları hazırlıksız yakalamıştır. Ve hayatı felç etmiş, vurduğu yere korku salmış ve ölümün her an ve her vakit yanımızda olduğunu bizlere göstermiştir.

Doğal afet denilen çağların belası, acımasız, kalleş diye anılan hatırlandıkça nefret ile korku duygularını bir arada hissettiren ve gözyaşlarını kurutan, acınacak duruma getiren, sosyal yaşamı ve dengeleri altüst eden, ekonomileri etkileyen, can pazarı olan, yarasının kapanması zamanlar alan, iç karartıcı ve yüz kızartıcı bence de adil olmayan bir olaydır deprem.

Yeryüzündeki fay hatlarını meydana getiren, Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi'dir. Nasıl Evrende yer alan Güneş, Ay, gezegenler ve yıldızlar devinimlerini tamamlayıp duracaklarsa, Dünyamız da gezegen olma konumuyla, büyük Evren içerisinde devinimini tamamlayıp duracaktır. "Değişmeyen tek şey değişimdir" sözünü açıklayan filozoflar, Evren'i genel düşünüp her şeyin değişime açık olduğunu boşuna söylememişlerdir.

Elbet zamanı geldiğinde yaşadığımız dünya bile değişecektir. Bu değişimin iyi tarafı olacağı gibi kötü tarafı da tartışmalara açıktır. Dünyamızın her yanı değişime açıktır. Bu değişimlerden biri de depremdir.

Bir anlık deprem standart yaşamımızı altüst ederek yalnız insanları değil, ekolojik denge içerisinde bulunan doğayı ve doğa içerisinde yer edinen hayvan ve bitkileri de etkiler. En ufak karıncadan evcil olarak beslediğimiz kedi-köpeklerin bile yaşamlarını etkiler.

Yeryüzünün her tarafı yeni fay hatlarının oluşacağı mekâna açıktır. Hiçbir deprembilimci veya bilim adamı burada deprem olmayacak, şurada deprem olacak diye kesin bilgiye sahip değildir.

Yeryüzündeki her yeni deprem, vurduğu yerin yapısını deforme edecek, orada kapanmayacak kırıklar oluşturarak yeni bir deprem bölgesi konumuna sokabilir.

Kaynaklara göz attığımızda birinci dereceden, ikinci dereceden, üçüncü dereceden ve dördüncü dereceden deprem bölgeleri belirlediklerini gördükçe, üzülmemek elde değil.

Yeraltının yapısını inceledikten sonra bu bilgileri verme gereksinimleri olsa bile, bize göre dünyanın en ucu olan kutup noktasından, ekvatora kadar her yerde deprem olma olasılığı vardır.

Çünkü depremin olma sebebi yeryüzündeki sert kayalar tabakası veya yumuşak kayalar tabakası değildir. Depremin oluşma sebebini yerde arayanlar, yanıldıklarını elbet anlayacaklardır.

Maalesef deprem araştırmalarımızda bizde şok olduk. Ne yalan söyleyelim önceden bizler de depremin oluş şeklinin ve sebebinin yeraltındaki katmanların kayma teorileriyle, basınçlarla, sıkışmalardan olduğunu zannediyorduk, fakat edindiğimiz bilgiler şu verileri çıkarmamıza neden oldu.

Deprem öncesi, yeraltı katmanlarının kırılmasından doğan büyük patlama sesi, gökyüzünde görülen yıldırıma benzer, çeşitli renklerden kurulu ışık çizgisi, insanları etkileyen, psikolojik ve fizyolojik hastalık belirtileri, evcil hayvanların enteresan içgüdüsel hareketleri, bitkilerdeki büyüme ve gelişme düzensizlikleri, kuşların alışılmışın dışında, kanat çırpış şekilleri, balıkların topluca bir alana yığılmaları ve dikey yönde yüzüş biçimleri gibi daha birçok ekolojik dengelere ters aksiyonlu durumlar ve daha da önemlisi araştırmalar ve incelemeler sonucunda vardığımız (fay) kırıklarının oluşum şekillerinin Evrenden ışık hızıyla gelen, Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi'nden kaynaklanması ve doğurduğu etkiler.