Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi

Astronomi bilimi literatüründe, Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi adı altında bilinen hiçbir bilgi yoktur. Bu bilgi ve doktrin (öğreti) yaptığımız inceleme ve araştırmalar sonucunda ortaya döktüğümüz teoridir.

Evren içerisinde canlı varlıkların yaşadığı tek yer (gezegen) dünyadır. Dünya, evren içerisinde merkez konumundadır. Dünyanın Evren içerisinde merkez olma konumu, diğer gezegenlerde hayat olmaması ve yaratılış itibariyledir. Evrende yer kaplayan tüm cisimler hareket (devinim) halindedir. Güneş, Ay, Yıldızlar ve Gezegenler kendi yörüngelerinden şaşmadan ve bir nizam (ölçü) içerisinde dönmektedirler.

Evren yaratılış itibariyle Doğu ve Batı yönündedir. Evrenin Doğu ve Batı yönünde olması, Kuran’ı kerim'de de yer alır. "O, doğuların ve batıların Rabbidir." Rahman (55/17). "O, göklerin, yerin ve bunların arasındakilerin Rabbidir. Doğuların ve batıların da rabbidir." es-Saffat (33/5).

Evrenin Doğu ve Batı yönünde olması, yaratılış itibariyle, dünya merkez kabul edilip, dünyanın Evren içerisinde konumu ve yeri belirtilmiştir.

Dünya, Evren içerisinde merkez kabul edilip, evrenin doğu yönünde sırasıyla Venüs, Merkür ve Güneş yer almaktadır. Evrenin batı yönünde ise dünya, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün, Plüton ve son keşfedilen diğer gezegen yer alır.

Akla hemen şu soru gelmektedir: Kuzey ve güney yönler nasıl belirlenmiştir? Evrende, dünya batı yönünde merkez olma konumuna geldikten sonra, dünyaya göre kuzey ve güney yönler belirlenmeye başlanmıştır.

Astronomi bilimine göre, doğu ve batı yönleri, dünyanın kendi yörüngesi içerisinde ve Güneş çevresinde de aynı yönde dönmesi, Batıdan doğuya doğru dönüşü itibariyle belirlenmiştir.

Dünya, evren de batı yönünde merkez konumunda olup, Evrendeki yönleri de dünyaya ve Güneş'e doğru alınması gerekir. Kuzey ve Güney yönleri, Evrene göre belirlenemez. Kuzey ve Güney yönleri, Evrende belirlenmesi gerekmiş olsaydı dünyanın ve Güneş'in batıdan doğuya doğru değil de, kuzeyden güneye dönmesi ve yörüngelerinin bu istikametlerde olması gerekirdi. Fakat dünya ve Güneş kendi yörüngelerinde, Batıdan Doğu'ya doğru dönmektedirler. Ayrıca Evren, Doğu ve Batı yönüyle yaratılmış olup, gökyüzündeki tüm cisimlerin dönüş yönü de, Doğu ve batı yönüne göredir.

Evrende bulunan gök cisimleri, dünya ve Güneşe göre konumlandırılmış olup, kıyamet konusunu işlediğimiz zaman, Yedi göğün de Doğu ve Batı yönlerinde olduğunu ve bütün göklerin birbirini nasıl dengede tuttuğu teorimizle açıklayacağız.

Karşımıza şu sonuç çıkmaktadır. Evrene göre, Doğu ve Batı yönleri vardır. Çünkü Evren, Doğu ve Batı yönünde yaratılmış olup, Evren, Kuzey ve Güney yönlerinde değildir. Bizim anladığımız Kuzey ve Güney yönleri, Dünya ve Güneşe göre belirlenmiş ve bu şekilde algılanmıştır.

Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi, gökyüzünde bulunan cisimlerin (Güneş, Gezegen) kendi yörüngelerinde dönmesinden kaynaklanan enerji biriktirmelerinin, devinimsel hareketlenmeler geçirerek, Dünyamıza doğru aktığı enerjiye verilen isimdir.

Devinim kelimesini ilk defa astronomiye Kopernik kazandırmıştır. Devinim, hareket anlamına gelip, Gökyüzündeki cisimlerin hareket ederek, kendi kendilerini tamamlayıncaya kadar hareket etme serbestisine sahip olmaları gücü anlamına gelir.

Devinimsel hareketler, sistemler içerisinde yerini alır. devinimsel hareketler, Evrendeki gök cisimlerinin zorunluluğudur. Bu zorunluluk belli sistemler içerisinde belirlenir. bu sistemler, Evrenin yaratılış ve oluşumuna göre kanunların sistematik işlemesine ve Evrenin yok oluşuna kadar devam etme süresine kadardır. Evren sistemi, gök cisimlerinin nasıl bir şekilde hareket etme biçimlerini tayin eder. Evren, gök cisimlerinin hareket alanı, güç dengelerinin düzenlenmesini yaptığı sonsuz boşluk olarak tarif edilir. Evren içerisindeki tüm gök cisimleri belli bir kanun ile hareket edip, hepsi kendi yörüngelerinde hareket etme zorunluluğundadırlar. Hiçbir gök cismi, başka bir gök cisminin yerini alamayacağı gibi, yörüngelerinin dengesini bozucu kaymalar da gerçekleştiremezler. Kuran-ı kerim'de "Ne güneşin, aya yetişip çatması mümkün olur, ne de gece gündüzün önüne geçebilir. Hepsi Güneş, ay ve yıldızlar ayrı ayrı bir felekte yüzerler, devirlerini tamamlarlar." Yasin (36/40)

Kozmik Dalga Işınım Enerjisi, Evrende devinim (hareket) halinde bulunan gök cisimlerinin (Güneş, Gezegenler) kendi yörüngelerinde dönerken, meydana getirdikleri enerjilere verilen güç olarak, dalga boyutuna geçerek, Dünya'nın merkezine doğru yaptıkları ışınım şekilleridir.

Evrende gök cisimlerinden en fazla devinim gücüne sahip olan ve Kozmik Dalga Işınım Enerjisi'ni oluşturan gök cismi Güneş'tir. Güneş kendi yörüngesinde devinim (hareket) ederken, ortaya büyük bir enerji çıkarır. Bu enerjiye kozmik enerji denir.

Güneşin yüzeyi çok parlak olduğundan doğrudan doğruya bu yüzey hakkında hiçbir fikir elde edilemez. Fakat Güneşe isli camla bakıldığında, parlaklığının her tarafta aynı olmadığı, merkezden kenarlara doğru azaldığı ve bazen de yüzeyinde lekeler olduğu gözlenir. Fakat bu lekeler zamanla kaybolabilir.

Güneş lekelerinin şekilleri ve sayıları çok değişir. Lekelere bağlı kuvvetli bir magnetik alanın varlığı da vardır. Bu manyetizmanın, negatif yüklü parçacıkların, lekelerin merkezine doğru anafor hareketlerinden ileri geldiği bilinmektedir.

Güneş lekelerinin yerdeki açıklayacağımız bazı olaylara etkileri vardır. Güneş'in magnetik alanı olduğu gibi, Dünyamızın da magnetik alanı vardır. Bu magnetik alanda meydana gelen değişikliklere magnetik fırtına denir. Güneş lekelerinin çok olduğu zamanlarda, Dünyada da sık sık magnetik fırtınalar meydana gelir. Güneş'te lekelerin az olduğu zamanlarda magnetik fırtınalar ender olarak görülür. Güneş lekelerinden kaynaklanan ve adına kozmik ışınım adı verilen yüksek hıza ve enerjiye sahip dalgalardır. Dünyaya uzaydan ve özellikle Güneş'ten gelen bu yüksek enerjili ve hızlı kozmik ışınlar, Dünya'ya gelmeden önce atmosferle karşılaşır. Atmosfer tabakalarından stratosferde, kemosferde, ozonosferde ve iyonosferde bir çeşit savaşa girişilir. Atmosfer atomları bu kozmik ışınları geri püskürtmeye çalışır fakat atmosfer atomlarına çarpan Kozmik Dalga Işınım Enerjisi, iyonlaşmış ve nötr parçacıklar ile Gama ışınlarının oluşmasına neden olurlar. İyonlaşmış parçacıklar, Dünya atmosferinin üst tabakalarında iyonosfer üzerinde, kendi gücünü kontrol edici bir yer ayarlar, bu tabakada radyo dalgalarının yansımasına ve istasyonlardan yayılan radyo dalgalarının her tarafta algılanmasını sağlar.

Fakat bu işlevi sağlarken, bazen de radyo dalgalarının algılanmasını engelleyebilir. Nedeni ise Güneş lekelerinin fazla olmasından kaynaklanan yüksek enerji ve hızla yeryüzü katmanlarından litosfere (taş küre) öyle büyük bir etki oluşturur ki! Yer faylarını harekete geçirici hızla ve enerjiyle baskı yaparak büyük bir patlama ile deprem dalgalarını hem içe hem de merkeze doğru yayılmasına neden olarak büyük depremi meydana getirir (Episantr-Hiposantr).

Evrende, Dünyaya en hızlı ve en güçlü, Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi'ni gönderen gök cismi Güneştir. Güneşten sonra sırasıyla Merkür ve Venüs gezegenleri en güçlü Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi'ni oluştururlar.

Merkür, Güneşe en yakın gezegen olması nedeniyle, hem Güneş'ten aldığı enerjiyle hem de kendi yörüngesindeki devinimsel hareketini yaparak, yörünge dışına Kozmik Dalga Işınım Enerjisi yayar.

Merkür gezegeninin, devinimsel kozmik ışınım dalgası, Ay'ın Dünya'ya doğru oluşturduğu gel-git gücünün üç katıdır. Bunun sebebi, Güneşe en yakın gezegen olmasından kaynaklanmaktadır. Merkür gezegeninde kesinlikle bir yaşam belirtisinden söz edilemez. Çünkü Güneşe yakın olduğu için yaşanamayacak kadar sıcak olması, ayrıca yaşam sebebi olan suyun varlığından da söz edilememesindendir.

Güneşe Merkür gezegeninden sonra en yakın gezegen Venüs'tür. Venüs gezegeni hem Merkür'den gelen Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi'ni toplama hem de atmosferinin varlığı ile bu enerji gücünü uzay boşluğuna yansıtıcı özelliği vardır. Fakat kendi ekseni yönünde dönmesi nedeniyle Kozmik Dalga Işınım Enerjisi'ni oluşturur. Bu enerji Güneşin, Dünyaya en büyük ve en güçlü Devinimsel Kozmik Dalga Işınını Güneş gönderir.

Venüs gezegeninin Evren içerisinde görevi, Güneşe en yakın olan Merkür gezegeninden gelen Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi'ni atmosferi aracılığıyla uzay boşluğuna refleksiyon (yansıtma) ve difüzyon (yayılma) yollarıyla göndermesidir. Bu oranlar difüzyonda %30, refleksiyonda %20 civarındadır. Ayrıca absorbsiyon (soğurma) olayını da gerçekleştirir. Bu oran ise %12'dir. Geri kalan enerjiyi ise kendi bünyesinde toplar.

Astronomi biliminde Merkür gezegeninin atmosferinin olması izafidir. Bizim yaptığımız çalışmalar ve araştırmalara göre, hem Merkür gezegeninin hem de Venüs gezegeninin atmosferlerinin olduğu ortaya çıkmıştır. Bazı kaynaklarda ise Güneşe en yakın gezegen Merkür'e yaklaşım ve gözlemlerin çok zor olduğundan, Güneşin parlaklığı Merkür gezegeninin rasathanelerde görünüm açısını kapattığından dolayı Merkür'ün atmosferinin olmadığı öne sürülmüştür.

Merkür ve Venüs gezegenlerinin atmosferlerinin olması sonucunda, dünyamızda hayatın daha da kolaylaştığı, Güneşten gelen Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi'nin bu gezegenlerin varlığı nedeniyle, dünyamıza uğramadan, gücünü bu gezegenlerde büyük derece azalması ve gücünü kaybettiği sonucuna varıyoruz.

Bunun tersi yönünü düşündüğümüzde yani Merkür ve Venüs'ün atmosferleri olmasaydı, Güneş'ten gelen devinimsel kozmik dalga ışınları, dünyamızın atmosfer gücünü kırarak, dünyamızın jeolojik dengesini bozacak ve her 365 günde dünyamızda onlarca büyük deprem oluşturacak ve bunun sonucunda milyonlarca insanın ölmesine neden olup dünyamızı yaşanmaz kılacaktı.

Merkür ve Venüs gezegenleri, Güneşe yakın olma durumları ile Güneşten gelen devinimsel kozmik dalga ışınım enerjisinin %62'sini kırarak, dünyamızın jeolojik dengesini bozacak bu gücü atmosferlerinin varlığı nedeniyle uzay boşluğuna ileterek, Evrendeki görevlerini yerine getirip, dünyamıza gelecek devinimsel kozmik dalga ışınım enerjisinin gücünün azalmasına neden olurlar.

Merkür ve Venüs gezegenlerinden sonra, Evrende yer kaplayan ve dünyamızın Evren içerisinde batı yönünde yer alan Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün, Plüton ve en son keşfedilen X gezegeninde de atmosferin varlığı muhtemeldir.

Evrende bulunan tüm gezegenlerin atmosferlerinin olması, Güneş yıldızından gelen devinimsel kozmik dalga ışınım enerjisini, atmosferleri aracılığıyla uzaya doğru ileterek, jeolojik yapılarını korurlar.

Bütün gezegenler devinim halinde olup, Evren'in devamlı genişlemesiyle yakından ilişkileri vardır. Gezegenlerin devinimleri Evrensel çekim kuvvetinin basıncını artırdığından, Evrenin genişlemesini sağlarlar.

Evrendeki Ak ve kara deliklerin varlığı zaman takyonlarının değişimine ve Evrenin sonsuz olduğuna işarettir. Evrendeki ak ve kara deliklerin yer değiştirmesi bilimsel olarak araştırılsa bile, bu deliklerin neden var olduğu bilinememektedir.

Bizim teorimize göre ise bu delikler, diğer yedi evrene açılan kapılardır. Sadece o deliklerden Cebrail meleği ve diğer melekler geçebilir. Kur'an-ı kerim'in Meariç Suresi'nin 4. Ayetinde açıklanan "Bu makamların her birine, melekler ve Cebrail uzunluğu elli bin yıl olan bir günde çıkar."

Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi'nin Güneş ve Gezegenler Arası Belirlenen Astronomik Uzaklık ve Dolanım Hızları

Güneş Güneşe Uzaklık Astronomik Birim Dolanım Gün Süresi Güneşe Göre Dolanım Ortalama Hz/km/sn

Merkür 0,3871 88 Gün 47,9

Venüs 0,7233 225 Gün 35,0

Dünya 1,0000 365 Gün 29,8

Mars 1,5237 687 Gün 24,1

Jüpiter 5,2027 4333 Gün 13,1

Satürn 9,5460 10759 Gün 9,6

Uranüs 19,2000 30687 Gün 6,8

Neptün 30,0900 60184 Gün 5,4

Plüton 39,5000 90700 Gün 4,7

Evren içerisinde Güneş sisteminin dışında, milyonlarca yıldız kümeleri, Samanyolu içerisinde de akan yıldızlar, kuyruklu yıldızlar ve Nebülözler (Bulutsuzlar) yer almaktadır. Bu yıldızların konumu, işlevleri, hareket alanları ve yön bulmaya yarayan daha birçok görevleri vardır.

Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisinin Hız Ölçümü

Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi, Evrende yer kaplayan gökcisimlerinden, dünyaya doğru, astronomik ölçüm olarak 20 astrogatr enerji gücü ile gelir.

Dünyaya gelen bu büyük enerji gücü, atmosfer tabakalarından, troposfer, stratosfer, kemosfer, iyonosfer, ozonosfer ve eksozferde 8 astrogatr enerji gücünü, refleksiyon (yansıma), absorbsiyon (soğurma) ve difüzyon (yayılma) yollarıyla uzaya geri yansıtır.Bu olaya Albedo denir.

Geri kalan 12 astrogatr enerji, yeryüzünün çekim kuvvetine bağlı olarak, yaklaşık 10.000 km'lik kalınlığa sahip olan, dünya atmosferinden geçerek, ışık hızına yakın bir hız ve süratle (C=3.908mls) yeryüzü katman tabakalarından litosfer ve Dış Manto'da (negatif ve pozitif kutupların birbirini çekimi gibi) karşılaşıp, çarpışarak büyük bir patlama oluşturur.

Bu patlamadan sonra ortaya çıkan enerjiye magnitut denir.

Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi'nin, sismograf Aletiyle Ölçümü

Dünya atmosferinden geçerek, 8 astrogatr enerji gücünü kaybeden, Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjisi; yerkürenin (geosfer) en sert kısmı olan litosfer ve dış mantoyu patlatarak, kırık (fay) hatlarını oluşturur.

Fay hatları oluştuğu an, sarsıntılar ve titreşimler meydana gelir. Bu titreşimler, yerkürede iki yönlü hareket etme serbestîsiyle, birinci yön titreşimleri, yerkabuğunda hissedilen, litosfer ve dış manto sert kaya kütlelerinde oluşarak deprem dalga enerjisinin (magnitut) hissedilmesini sağlar.

İkinci yön titreşimler ise erimiş sıcak jel halinde bulunan yani deprem odak noktasının altına doğru oluşan titreşimler; iç manto, dış çekirdek ve iç çekirdeğe doğru yol almasına rağmen, bunlar yerkabuğunda hissedilmez.

12 astrogatr enerji gücü litosfer ve dış manto sert kaya kütlelerinde patlama yaparken, astronomik ölçüm yerini, depremölçer sismograflara bırakır. Sismograflar depremi 1–10 arası deprem şiddetinin ölçümünü belirler. 12 astrogatr enerji gücü, yeryüzüne standart gelmektedir. Yer yüzeyinin yapısına bağlı olarak, deprem şiddet büyüklüğü belirlenir. Deprem şiddetinin büyüklüğü yerin jeolojik yapısına bağlı olarak değişimler gösterir.