Deprem'e (Seizma) Giriş

Evrenin doğu ve batı yönünden gelen, Devinimsel kozmik Dalga Işınım Enerjisi'nin, Dünya Atmosfer tabakalarında çeşitli etki ve tepkilere maruz kalarak, yeryüzünü oluşturan katmanlardan litosferde (taş küre) meydana getirdiği büyük patlamaya deprem denir.

Deprem bilindiği gibi yerkabuğu içindeki katmanların yerlerinden oynamalarıyla oluşan sarsıntının, içe ve çevreye doğru yayılan titreşim biçimindeki hareketlere verilen isimdir. Fakat inceleme ve araştırmalarımız, herkesçe bilinen depremin ilk oluş sebebini oluşturan, yerkabuğunu kıta kayma teorisiyle öne sürülen, kırılma, sarsılma ve ayrılmalarına neden olan (1912) Alman bilim adamı Alfred Wegener'in Plaka (Levha) Tektoniği adını verdiği, bu teoriden kaynaklanmadığını bilimsel veriler önümüze çıkardı.

Teorimiz yerkabuğunun sarsıntıya, kırılmaya ve ayrılmasına sebep olan olaya çok büyük bir enerji reaksiyonunun tepkimesinin neden olduğu gerçekliğinin ihtimalini oluşturdu.

Araştırmalarımız, literatürlerde geçen, depremin oluş teorileriyle, öne sürdüğümüz teorilerle çelişerek birbirinden farklı sonuçlar doğmasına neden oldu

. Dünyanın en büyük depremleri olarak bilinen Alaska Depremi (1964), Çin Depremi (1920) ve Şili depremleri (1960), ayrıca Peru (1970), tokyo-Yokohama (1923), San-Fransisko (1906) Japonya-Kobe depremleri (1995), Tayvan, Yunanistan, Hindistan, İran ve Endonezya'daki depremler ve Türkiye'deki Lice-Diyarbakır (1975), Haymana-Ankara (1999), Kocaeli (1999), Erzincan, Tokat, Van, Bingöl, Amasya, Bolu ve Yalova gibi şehirlerde meydana gelen depremleri araştırdığımızda, şu verileri elde ettik: Deprem meydana geldiği an itibariyle şiddetli bir patlama sesinin duyulması, gökyüzünde çeşitli renklerde ışınım şekillerinin görülmesi, insan-hayvan ve bitkilerde anormal davranış şekilleri ve fizyolojik hastalıklar, radyo ve TV dalgalarının bozulması gibi teorimizi destekleyen, olayların yaşanması ve belirmeleri gibi kanıtların olmasıydı.

Oluşumlarına göre depremler incelendiğinde üç çeşit deprem şekli karşımıza çıkmaktadır. Volkanik depremler, çöküntü depremleri ve tektonik (büyük) depremler olup, oluş şekilleri ayrı, alanları farklı ve etkisi hafif olarak çöküntü depremleri, yeryüzünün jeolojik (yer bilim) yapısı içerisinde su ile kolay çözünen kayaların (kalker, kaya tuzu) ve yapı itibariyle kolay kırılan ve parçalanabilen kalkerli tabakaların bulunduğu yerlerde yeraltında büyük boşluklar oluşturmasından kaynaklanan, zamanla bu boşluklara yağmur, kar gibi yağışlar ile topraktan sızan suların bu tür kayaları eritmesi ile meydana gelen çöküntülerden sonra oluşan depremlere denir.

Çöküntü depremlerinin alanı dar ve etkisi hafif olduğundan dolayı, can kaybının yaşanması da istisnadır. Dünya coğrafyasında çöküntü depremlerinin en çok hissedildiği yerler olarak yer yapısı karstik (çözülebilen) kayalar ile örtülü bölgelerdir. Ayrıca, çöküntü depremleri yer altındaki doğal mağaraların, tünellerin ve boşlukların basınç etkisiyle tavanlarının çökmesiyle de gerçekleşebilir. Çöküntü depremlerin oluş şekli sadece jeolojik etkenleri ilgilendiren bir deprem türü olup, bizim teorimizin dışında kalan bir deprem türüdür.